İstanbul'un dokusunu nispeten koruyabilen az sayıdaki semtlerinden biri olan Kuzguncuk'un adı, şu sıralar sosyal medyada bolca geçiyor. Sebep malum: semtin kentsel dönüşüm kapsamına alınması. İstanbul'un deprem riskini bir o kadar barındıran ama binaları çok daha kötü durumda olan o kadar çok semti varken, sıranın Kuzguncuk'a gelmiş olması birçok kişiyi infiale sürüklemiş durumda. Esasen, mal sahipleri kentsel dönüşüm kapsamındaki maddi imkanlardan faydalanmak için girişimde bulunmadığı müddetçe binalar yıkılmıyor ama sanırım bu imkanları reddedecek mal sahibi kalmamıştır günümüzde diye düşünüyoruz hepimiz.
Kuzguncuk, evet, güzel bir semt. Evet, güzel binaları, sevimli dükkanları, sıcak kafeleri, restoranları var... Ama garabet niteliğinde binaları da eksik değil. Yani, eğer başıma bir şey gelmeyecekse, aynı eski dokuyu korumayı yine az çok aynı oranda başarmış bir Yeşilköy'den çok da farklı değil bence. Yeşilköy de kentsel dönüşüm alanı ilan edilmişti, hem de daha en başlarda, ama buna rağmen özellikle eski müstakil evlerin sahipleri bundan faydalanmadılar... Belki aynısı Kuzguncuk için de geçerli olur.
Velhasıl, Kuzguncuk müstesna bir semt ama bir cennet köşesi de değil... Tam 2 sene önce, bir Cumartesi günümüzü, köşe bucak gezmek için Kuzguncuk'a ayırdık... Sevdik mi? Sevdik... Hayran kaldık mı? O kadar da değil.

Biz Eylül ayında gezmiştik Kuzguncuk'u. Bostanın belli bölümleri çok bakımlı, yemyeşildi, bazı bölümleri ise sadece topraktı. Artık bakımsızlıktan mı yoksa ekilen ürünün toprak altında kaldığı döneme mi rastladık, onu bilemiyorum. Ama yine de koca şehrin ortasında, böyle naif bir mekanda bulunabilmek insana kendini çok iyi hissettirtiyor.


Bunun dışında, Kuzguncuk'ta, güzel binalarını, eski kiliseleri (maalesef hepsi kapalıydı, hiçbirine giremedik) ve sinagogları tabii ki bir kenara koyarsak, bizi çok etkileyen bir deneyim yaşamadık. Hatta bazı binaların önünde "profesyonel fotoğraf çekilmesi yasaktır" şeklindeki ibareler garip geldi bize. Kahvaltımızı pek tavsiye edilen "Pita"da yedik ama öyle ballandıra ballandıra anlatılan bir mükemmelliğe şahit olmadık. Hatta biraz ilgisiz bir servisle karşılaştığımızı bile itiraf edebilirim. Çocukların resimlerinden yapılmış matlar çok hoşumuza gitti yalnız, o başka...


Bilemiyorum, belki de biz gezmesini, keşfetmesini bilememişizdir, belki de bir günde Kuzguncuk'u anlamaya, hissetmeye çalışmak bile abestir ama bizim deneyimlediğimiz Kuzguncuk güzel ama o kadar da müstesna değildi... Yine de kentsel dönüşümün yeni kurbanı olmamasını tabii ki gönülden diliyorum....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder