15 Ocak 2013

LAPLAND: KARDAN RÜYA


 
 
Beyaz dantelden örülmüş gibi duran ağaçlar… Önünüzde uçsuz bucaksız uzanan ve güneşin altında adeta bir Swarovski tarlası gibi parlayan karla ve buzla kaplı çayırlar… Yol kenarındaki ağaçların arasından göz alıcı boynuzlarıyla fırlayıveren ren geyikleri… Toprağın rengini unutmuş insanlar… Doğanın sessizliğinde ayaklarınızın altında gıcırdayan karın sesi… Yöre halkı Laponların, rengarenk giysileri içinde, doğaya olan sonsuz saygısı… Noel Baba’nın ezgileri… Soğukta yaşamak ve durmaksızın koşmak için yaratılmış Husky’ler…. Gemileri adeta felç etmiş bir ovaymışçasına uzanan donmuş deniz… Eksi 37 derecede tahta kaplarda dumanı tüten balkabağı çorbası… Lapland’da işte sizi bunlar, hatta bundan çok daha ötesi, yani kardan bir rüya bekliyor… Asla unutamayacağınız, bir ömür boyu anacağınız, hatta bundan sonraki tüm seyahatlerinizi gölgede bırakacak bir tatil… Gitme kararını almak zor: hem maliyetli bir yolculuk, hem de soğuk fikri oldukça korkutucu ama bir kere Lapland’a ayak bastığınızda inanın, hiç tereddüt etmeden “iyi ki de gelmişim” diyeceksiniz…

YOLCULUK HAZIRLIKLARI

·         Lapland eksi 37 derecenin normal karşılandığı bir bölge. Bu nedenle soğuk için gerekli önlemleri almanız şart.

·         Giysi ve aksesuarlarınızı isterseniz Lapland’dan da temin edebilirsiniz. En küçük kasabada bile Türkiye’de bulunması daha zor olan her türlü mont, eldiven, içlik, bere vs mevcut, hem de her türlü çeşit, model ve markada. Yalnız fiyat açısından bir şey farketmiyor: Finlandiya pahalı bir ülke, oradaki fiyatlarla Türkiye’deki fiyatlar neredeyse aynı.

·         Yok eğer hazırlık alışverişinizi gitmeden önce Türkiye’den yapmak isterseniz, alışveriş merkezlerindeki outdoor spor malzemesi satan mağazalara ya da Karaköy’deki bu tür mağazalara gidebilirsiniz. Karaköy’deki mağazalarda fiyatlar daha makul olabiliyor, hem de estetikten çok fonksiyonellik ön plana çıktığı için (inanın o soğukta estetik umrunuzda bile olmayacak) ihtiyaçlarınıza daha uygun malzemeleri burada bulabilirsiniz.  


 
 
·         İster Türkiye’den ister Lapland’dan olsun, mutlaka temin etmeniz gerekenler:

o   Ağzınızı ve burnunuzu kapatan bir maske: sakın sadece bere ile yetinmeye kalkmayın, ikinci dakikadan sonra dışarıda duramazsınız

o   Termal içlik: kabullenin, orada lahana misali olacaksınız, kat kat giyinmek durumundasınız. Termal içlikler olmadan hiçbir mont, pantolon sizi soğuktan korumaya yetmeyecektir

o   Su ve soğuk geçirmeyen ve tabanı kaymayan botlar: tercihan ayağınıza 1 ya da 2 numara büyük olsun, içine 2 kat çorap giymenizde fayda var, ayaklar üşümediği müddetçe, vücut o soğukta zorlanmıyor

o   Rüzgar ve su geçirmeyen mont: bel seviyesinde olanları tercih etmeyin, tercihan biraz daha uzun modeller bel bölgesinden gelebilecek soğuğu engelleyecektir ve biraz da bol olsun, içine 2 kat polar ya da kazak giymeniz gerekebilecektir

o   Rüzgar ve su geçirmeyen pantolon, birkaç adet polar ve kar eldivenleri (deri ya da yün eldiven yetmeyecektir, mutlaka kar eldiveni olmalı) de mutlaka bavulunuzda olsun

o   El ve ayak ısıtıcısı:  paket olarak satılan ve paketinden çıkartıldığında hava ile temas edince ısınan, 8-10 saat boyunca da ısı vermeye devam eden ısıtıcıları çok tavsiye ediyorum. Birçok marka var ama en kolay ve uzun kullanımı olan Heatmax markalı olanlar. Karaköy’deki mağazalarda bulabilir ya da www.amazon.com üzerinden sipariş verebilirsiniz. Özellikle fotoğraf meraklılarının bu ısıtıcılardan edinmesinde büyük fayda var, iç mekanlarla dış mekanlar arasındaki ısı farkından makinanızı korumak için, fotoğraf makinası çantanızın içine koyacağınız bir ısıtıcı, çok ekstrem koşullarla karşılaşmadığınız müddetçe sorunsuz çekim yapmanızı sağlayacaktır


o Gözlük: sizi bembeyaz bir dünya bekliyor, sakın
ha gözlüklerinizi evde unutmayın… Süslü gözlükler
yerine, mümkünse kayak gözlüğü daha çok
işinize yarayacaktır

o   El kremi: elleriniz soğuktan çatlayabilir, sırt çantanızdaki
    bir el kremi çok makbule geçecektir

o   Bir de hanımlar için boşuna yanınıza almayın
   dediklerim: makyaj malzemeleri… ikinci dakikada
   rimeliniz buz tutacak, gözleriniz birbirine yapışacak,
   göz kaleminiz Batman’in Joker’i misali
   yanaklarınıza akacak… kısacası yanınızda boşuna
    taşımayın makyaj çantanızı…

KEMI SNOW CASTLE
 Bir liman kenti olan Kemi’deki buz otelde (kar şatosu diye adlandırılıyor) bir gece (ama sadece bir gece) mutlaka konaklamalı ve bu deneyimi yaşamalısınız


          Bu otel her sene Ocak ayında buz ve kardan inşa ediliyor ve Mart sonunda da eriyor! Her yıl başka bir temaya göre hazırlanıyor: 2011’de çizgi film karakterleri, 2012’de olimpiyatlara ithafen spor dalları tema olarak seçilmiş, 2013’te ise fantezi temalı olarak hazırlanmış.  İçinde sadece odalar yok, ayrıca bir şapel (şanslıysanız o gün bir düğüne denk gelebilirsiniz), bir bar ve restoran da yer alıyor
 
 
Tamamen buz ve kardan oluşan odalar tabii biraz klostrofobik, hatta morga benziyor bile denebilir ama kesinlikle çok soğuk değil, zira yatacağınız yerde bir post, onun üzerinde şilte, onun üzerinde çarşaf ve içine gireceğiniz 2 kat uyku tulumu var ve değil üşümek, tam tersine sıcaktan bayılacak gibi bile olabilirsiniz.

    
 
       Tabii odalarda tuvalet, dolap, duş gibi imkanlar yok. Bavulunuzu otelin buzdan olmayan tek bölümündeki dolaplarda bırakmanız gerekiyor. Gece boyunca tuvalet ihtiyacınız olmaması için gerekli önlemleri almanızda fayda var çünkü iki kat uyku tulumunun içinden çıkıp, o soğukta dışarıdaki tuvalete gitmek ve geri gelmek neredeyse imkansız, uyku tulumuna 2 kere girip çıkmaya çalışınca gece biter! Sabah duş almak isteyenler için ise, kahvaltı sonrasında otelin şehirdeki ayrı bir binasına servis sağlanıyor. 
 

 

SAMPO BUZKIRAN GEMİSİ
 
·         Kemi Limanı’ndan kalkarak her gün tur yapan Sampo Buzkıran Gemisi’yle Baltık Denizi’nde bir gezintiyi başka ne zaman yapabilirsiniz ki? Buz tutmuş denizde buzları kırarak ilerleyen bu gemiyle yapacağınız yaklaşık yarım günlük turun en heyecanlı bölümü, buz tutmuş açık denizde buzun üzerinde yürümek ve su geçirmez “immersion suit” adı verilen kıyafetlerle buzlar arasında yüzmek… Yalnız güvertede yürürken dikkatli olun: güverte yüzeyi buz nedeniyle çok kaygan olabiliyor
 
 
 

HUSKY SAFARİ
 
·    Lapland’daki birçok şehir ve kasabada Husky köpekleriyle safari yapmak mümkün.

    ·      6 ila 8 köpeğin çektiği kızaklarda yaklaşık yarım saat süren bu safarilerde ister kızağı siz kullanabilir, isterseniz de kızakta oturan kişi olabilirsiniz. Kızağı kullanan kişinin kan ter içinde kaldığı bu yolculukta, kızakta oturan kişi ise, üzerindeki ekstra tuluma ve kat kat battaniyeye rağmen soğuktan fena halde nasibini alıyor.



        
·    Safarinin yapılacağı güzergah, bu deneyimi farklılaştırabiliyor: eğer Rovaniemi şehrindeki güzergahı seçerseniz, doğanın bağrında, ağaçların arasında, karların romantik bir manzara yarattığı bir ortamda sakin bir gezi yapmış olursunuz. Ama eğer Saariselka kasabasındaki güzergahı seçerseniz, buradaki virajlar ve eğim, kendinizi James Bond gibi hissetmenizi sağlayacaktır.

 

REN GEYİĞİ SAFARİSİ

 

·         Lapland bölgesinin adeta bir sembolü olan Ren geyikleriyle yapılan safarilerde maalesef kızağı siz kullanamıyorsunuz: bu geyikler yabani olduğu için, yerli halkın deneyimli elleri gerekiyor.

·         Ren geyiği postlarıyla üstünüzü kapatıp yavaş yavaş yapılan bu kızak gezisi özellikle çocuk ve gençlerin bayıldığı bir deneyim sağlıyor






KAR MOTOSİKLETİ SAFARİSİ

          Ren geyikleri ve Husky’lerle karşılaştırıldığında kar motosikleti ile yapılan gezi kulağa çok etkileyici gelmiyor olsa da, 30 kilometre boyunca siz ve ağaçların arasında dolaşan geyikler dışında başka hiçbir canlının görünmediği, uçsuz bucaksız karla kaplı doğada seyir halinde olmak insana özgürlük hissini sonuna kadar yaşatıyor



NOEL BABA KASABASI
 
 

·         Tamamen ticari bir kasaba olsa da Noel Baba Kasabası mutlaka uğramanız gereken bir yer

·         Çocukların kendinden geçtiği, büyüklerin de çocuklaştığı bu renkli mekanda Kutup Dönencesi’nde durma deneyimini yaşayabilir, yılbaşı ve Noel Baba’yla ilgili her türlü süs eşyası ve malzeme satın alabilir, hayalinizdeki Noel Baba’yı kanlı ve canlı bir şekilde vücuda getirmiş olan Noel Baba’yla, tanesi 25.- Euro olsa da fotoğraf çektirebilir, Noel Baba postanesinden bir sonraki yılbaşının yeni yıl kartlarını gönderebilir, Lapon çadırlarında ateş başında kahve içebilir, doğa sporlarına meraklıysanız, doğada vazgeçilmez araçlardan olan bıçakların en kalitelerini makul fiyata burada bulabilirsiniz

CAM IGLODA KONAKLAMA

 

·       Saariselka kasabasındaki Kakslauttonen Oteli’nde cam iglolarda konaklarsanız, şansınız varsa belki aurora borealis adı verilen kuzey ışıklarını görebilirsiniz. Sadece yatak ve küçük bir banyodan oluşan, yuvarlak ve camdan yapılma bu iglolarda geçireceğiniz bir geceyi kolay kolay unutmanız mümkün değil. Şansınıza bulut yoksa, hem pırıl pırıl yıldızları, hem de o gece uygun koşullar varsa kuzey ışıklarını tüm gece yattığınız yerden seyredebilir, sessizliğin ve doğanın tadını doya doya çıkarabilirsiniz

KULÜBEDE KONAKLAMA


          Luosto kasabasındaki Scandic Hotel’in içinde şöminesi, kendi saunası ve küçük mutfağı olan romantik kulübelerinden birinde mutlaka ama mutlaka kalın

          Bembeyaz karların altında, özellikle gece sarı sokak lambalarının yansımaları arasında adeta bir masal dünyasında hissedeceksiniz kendinizi



NE YENİR, NE İÇİLİR?

·         Toprağın aylarca kar altında kalıp yüzünü göstermediği bu bölgede, salata ve meyveye biraz hasret kalacaksınız. Sebze namına ise, patates, havuç gibi kök bitkiler mutfağın ayrılmaz bir parçası







    · Lapland denince geyiği eti ve somon balığının akla hemen geliyor olması hiç de tesadüfi değil: buradaki somon balığını, hele bizim mangal keyfimiz gibi açık havada pişirildikten sonra yediğinizde, bugüne kadar yediğiniz diğer somonların aslında somon olmadığını bile düşünebilirsiniz. Ren geyiği eti ise, üzerine dökülen tatlı yöresel böğürtlen sosu ile oldukça lezzetli
 
 

·         Isınmak için dünyadaki her mutfakta çorbanın yeri var: burada da mantar çorbası, somon çorbası, geyik eti çorbası ve balkabağı çorbası mutlaka tatmanız gereken lezzetler arasında

 
(Bu yazının Hürriyet Seyahat'te yayınlanan versiyonuna http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/22355387.asp linkinden ulaşabilirsiniz)
 

7 yorum:

  1. Rüya gibi bir yazı, çok güzel..

    YanıtlaSil
  2. Bu kadar gezen birinin gorduklerini kendine saklamasi olmazdi:) Elinize saglik.

    YanıtlaSil
  3. Tuba'cim super bir is cikarmissin bu blogla. Ne zaman gelecek diye dusunuyordum bir suredir. En sonunda bizimle paylastigin icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
  4. Çok çok çok keyifle okudum yazınızı ...
    Çok şanslısınız ki , farklı farklı yerler görebiliyor , bu harika etkinlikleri deneyimleyebiliyorsunuz. Bu beyazlar ülkesi kesinlikle görmek istediğim yerler arasında yerini aldı. Bloğunuzu takipteyim. Benim kişisel bloğuma da beklerim. Sevgilerimle...
    www.grilady.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler :-) Ben de sizin bloğunuza bir baktım hemen, ilk fırsatta içinde detaylı bir şekilde dolaşacağım :-)

      Sil
  5. Teşekkür ederim , sevgiler...

    YanıtlaSil